1939 Erzincan depreminde bu millete 8 çivi yardımı reva gören zihniyet, bugün de deprem bölgemize gönderdiği çöp konteyneriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor.
Yani aradan 87 yıl geçti; Türkiye değişti, gelişti, hamdolsun güçlendi ama CHP’nin afetlere yaklaşımı hiç değişmedi.
Aslında 455 bin konuta kara çalmasalar çöp konteyneriyle övünmelerini anlayışla karşılar, “çapları bu kadarmış” der geçeriz.
Ama bu erdemi dahi göstermiyorlar.
Ne iş yapıyorlar ne de bizim iş yapmamızı istiyorlar.
Ne hizmet ediyorlar ne de bizim millete hizmet etmemizi istiyorlar.
Yani aradan 87 yıl geçti; Türkiye değişti, gelişti, hamdolsun güçlendi ama CHP’nin afetlere yaklaşımı hiç değişmedi.
Aslında 455 bin konuta kara çalmasalar çöp konteyneriyle övünmelerini anlayışla karşılar, “çapları bu kadarmış” der geçeriz.
Ama bu erdemi dahi göstermiyorlar.
Ne iş yapıyorlar ne de bizim iş yapmamızı istiyorlar.
Ne hizmet ediyorlar ne de bizim millete hizmet etmemizi istiyorlar.
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgârı esiyor.
Türkiye, gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor.
Türkiye, gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor.
Bozgunculuk yaparak, millî iradeye karşı edepsizlik ederek, Gazi Meclisin saygınlığına gölge düşürerek, çirkin ve çirkef siyasetlerini Genel Kurul salonuna taşıyarak nasıl bir zihniyete sahip olduklarını tekrar gösterdiler.
Bu kendini bilmezlere sormak lazım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız bir eylem alanı mıdır?
Siz Gazi Meclise milletin hakkını, hukukunu savunmaya mı geldiniz, yoksa terör estirmeye mi?
Kavgayı, nefreti, öfkeyi, hakareti yüce Meclise taşımaktan hiç mi rahatsız olmuyor, hiç mi utanmıyorsunuz?
Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşürecek, size oy veren vatandaşlarımızın başını yere eğdireceksiniz?
Ana muhalefetin siyaset kurumuna olan güveni dinamitleyen, Meclisin vakarına zarar veren, hepsinden öte aziz milletimizi rencide eden dünkü saldırılarını telin ediyor, reddediyorum.
Dün olduğu gibi gelecekte de Gazi Meclisin mehabetine yönelik mütecaviz eylemler karşısında dimdik duracağımızın bilinmesini istiyorum.
Bunu yaparken de kavga ve kaosla değil; nezaketimizle, asaletimizle, bilgi ve birikimimizle farkımızı ortaya koymaya devam edeceğiz.
Bu kendini bilmezlere sormak lazım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız bir eylem alanı mıdır?
Siz Gazi Meclise milletin hakkını, hukukunu savunmaya mı geldiniz, yoksa terör estirmeye mi?
Kavgayı, nefreti, öfkeyi, hakareti yüce Meclise taşımaktan hiç mi rahatsız olmuyor, hiç mi utanmıyorsunuz?
Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşürecek, size oy veren vatandaşlarımızın başını yere eğdireceksiniz?
Ana muhalefetin siyaset kurumuna olan güveni dinamitleyen, Meclisin vakarına zarar veren, hepsinden öte aziz milletimizi rencide eden dünkü saldırılarını telin ediyor, reddediyorum.
Dün olduğu gibi gelecekte de Gazi Meclisin mehabetine yönelik mütecaviz eylemler karşısında dimdik duracağımızın bilinmesini istiyorum.
Bunu yaparken de kavga ve kaosla değil; nezaketimizle, asaletimizle, bilgi ve birikimimizle farkımızı ortaya koymaya devam edeceğiz.
Bugün Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Aleksandar Vucic ile Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde bir araya geldik. 🇹🇷🇷🇸
Bilhassa Balkanlar’da istikrarın korunması ve ekonomik kalkınmanın güçlendirilmesi açısından neler yapabileceğimizi ele aldık.
2015 yılında 100 civarında Türk sermayeli firma Sırbistan’da faaliyet gösterirken bugün bu sayı 1.500’ü aşmış, toplam yatırım miktarı 300 milyon doları bulmuştur.
Sırbistan’la her geçen gün artan ticaret ve yatırımlarımız, ilişkilerimizin âdeta lokomotifi konumundadır.
Toplam ticaret hacmi, geçtiğimiz yıl 3,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. 5 milyar dolarlık hedefimize adım adım yaklaşıyoruz.
Sırbistan’la aramızda dostluk köprüsü olarak gördüğümüz Sancak bölgesinin kalkınması için yapılabilecekleri de Sayın Vucic’le ele aldık.
Kendisinin, bölgenin kalkındırılmasına yönelik projelerini takip ediyoruz.
Beşerî ilişkilerimiz, münasebetlerimizin önemli bir boyutunu oluşturuyor.
Halklarımızın birbirini daha yakından tanıma isteğinin en güzel tezahürü, artan karşılıklı turist sayılarıdır.
Bugün Türkiye, Sırp turistler için ikinci turizm güzergâhıdır.
Vatandaşlarımız da Sırbistan’ı ziyaret eden turistler sıralamasında ilk sırada yer alıyor.
Sırbistan’da Türkçe öğrenimine yoğun bir ilgi görüyoruz.
Bu ilginin Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumlarımız tarafından layıkıyla karşılanması için çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Bilhassa Balkanlar’da istikrarın korunması ve ekonomik kalkınmanın güçlendirilmesi açısından neler yapabileceğimizi ele aldık.
2015 yılında 100 civarında Türk sermayeli firma Sırbistan’da faaliyet gösterirken bugün bu sayı 1.500’ü aşmış, toplam yatırım miktarı 300 milyon doları bulmuştur.
Sırbistan’la her geçen gün artan ticaret ve yatırımlarımız, ilişkilerimizin âdeta lokomotifi konumundadır.
Toplam ticaret hacmi, geçtiğimiz yıl 3,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. 5 milyar dolarlık hedefimize adım adım yaklaşıyoruz.
Sırbistan’la aramızda dostluk köprüsü olarak gördüğümüz Sancak bölgesinin kalkınması için yapılabilecekleri de Sayın Vucic’le ele aldık.
Kendisinin, bölgenin kalkındırılmasına yönelik projelerini takip ediyoruz.
Beşerî ilişkilerimiz, münasebetlerimizin önemli bir boyutunu oluşturuyor.
Halklarımızın birbirini daha yakından tanıma isteğinin en güzel tezahürü, artan karşılıklı turist sayılarıdır.
Bugün Türkiye, Sırp turistler için ikinci turizm güzergâhıdır.
Vatandaşlarımız da Sırbistan’ı ziyaret eden turistler sıralamasında ilk sırada yer alıyor.
Sırbistan’da Türkçe öğrenimine yoğun bir ilgi görüyoruz.
Bu ilginin Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumlarımız tarafından layıkıyla karşılanması için çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
Dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde Türkiye olarak yakın çevremizde ve ötesinde barışın ve huzurun tesisi için var gücümüzle çalışıyoruz.
Bu çalışmalarımızda bizim için müstesna yere sahip Balkanlar’ı asla ihmal etmiyoruz.
Bu çalışmalarımızda bizim için müstesna yere sahip Balkanlar’ı asla ihmal etmiyoruz.
Bugün Boğaziçi Üniversitemizde resmî açılışını yaptığımız 210 kişilik erkek, 706 kişilik kız öğrenci yurtlarımızın gençlerimize ve Üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum.
1 milyar 150 milyon liralık bu yatırımlar için Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımızı yürekten tebrik ediyorum.
Öğrenci sosyal alanlarıyla, kapalı otoparkıyla ve diğer imkânlarıyla bu iki eserin yapımında emeği geçen her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Yükseköğrenim süreçleri boyunca bu yurtlarda kalacak gençlerimize Rabb’imden üstün muvaffakiyetler diliyorum.
1 milyar 150 milyon liralık bu yatırımlar için Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımızı yürekten tebrik ediyorum.
Öğrenci sosyal alanlarıyla, kapalı otoparkıyla ve diğer imkânlarıyla bu iki eserin yapımında emeği geçen her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Yükseköğrenim süreçleri boyunca bu yurtlarda kalacak gençlerimize Rabb’imden üstün muvaffakiyetler diliyorum.
Üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi görenler, üniversitelerde keyiflerince işlettikleri bir derebeylik kuranlar doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor.
Türkiye’nin normalleşmesi; bilim, kültür, sanat hayatımızın çeşitlenmesi; Türk üniversitelerinin formatlama yerine asli misyonlarına odaklanması maalesef bu kesimlerin işine gelmiyor.
Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil, ideolojilerin harp meydanında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz.
Dünya hızla değişirken, Türkiye’de toplum, özel sektör, iş çevrelerimiz bu değişime ayak uydururken, tüm bunların üzerine küresel ölçekte yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken üniversitelerimiz de buna ayak uydurmalı, kendilerini yenilemeli ve güncellemelidir.
Değişimden, dönüşümden, tekâmülden asla korkmamalıyız.
Unutulmasın ki eğer bir yerde hareket varsa orada bereket ve başarı olur.
Biz tüm üniversitelerimize böyle bakıyoruz, üniversitelerin bu atmosfere kavuşması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz.
Türkiye’nin normalleşmesi; bilim, kültür, sanat hayatımızın çeşitlenmesi; Türk üniversitelerinin formatlama yerine asli misyonlarına odaklanması maalesef bu kesimlerin işine gelmiyor.
Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil, ideolojilerin harp meydanında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz.
Dünya hızla değişirken, Türkiye’de toplum, özel sektör, iş çevrelerimiz bu değişime ayak uydururken, tüm bunların üzerine küresel ölçekte yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken üniversitelerimiz de buna ayak uydurmalı, kendilerini yenilemeli ve güncellemelidir.
Değişimden, dönüşümden, tekâmülden asla korkmamalıyız.
Unutulmasın ki eğer bir yerde hareket varsa orada bereket ve başarı olur.
Biz tüm üniversitelerimize böyle bakıyoruz, üniversitelerin bu atmosfere kavuşması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz.
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
Üniversitelerimiz için çalışmaya, gençlerimiz için üretmeye, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru koşar adımlarla ilerlemeye inşallah devam edeceğiz.
11 yıl aradan sonra Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duydum. 🇹🇷🇪🇹
Dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara sâri münasebetlerimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz.
Yaptığımız görüşmelerde Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız; bunları da ele aldık.
Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz.
200’ü aşkın firmamızın, 2,5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir.
Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya’da demir yolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendi.
İnşallah bunun daha da artmasını temenni ediyoruz.
Tüm dünyanın gözü Afrika Boynuzu’na, buraya çevrilmişken Etiyopya’nın köklü devlet yapısının önemi daha da çok hissediliyor.
Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkeleri tarafından çözüm geliştirmesine, Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu minvalde İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ne Somaliland’a ne de Afrika Boynuzu’na faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum.
Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında ara buluculuğunu yürüttüğümüz Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum.
İstikrara kavuşmasıyla birlikte Afrika Boynuzu’nun ekonomik fırsatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir konuma erişmemesi için hiçbir engel görmüyoruz.
Müspet neticelerini alacağımıza emin olduğum bu ziyaretimizin bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ediyorum.
Dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara sâri münasebetlerimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz.
Yaptığımız görüşmelerde Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız; bunları da ele aldık.
Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz.
200’ü aşkın firmamızın, 2,5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir.
Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya’da demir yolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendi.
İnşallah bunun daha da artmasını temenni ediyoruz.
Tüm dünyanın gözü Afrika Boynuzu’na, buraya çevrilmişken Etiyopya’nın köklü devlet yapısının önemi daha da çok hissediliyor.
Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkeleri tarafından çözüm geliştirmesine, Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu minvalde İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ne Somaliland’a ne de Afrika Boynuzu’na faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum.
Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında ara buluculuğunu yürüttüğümüz Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum.
İstikrara kavuşmasıyla birlikte Afrika Boynuzu’nun ekonomik fırsatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir konuma erişmemesi için hiçbir engel görmüyoruz.
Müspet neticelerini alacağımıza emin olduğum bu ziyaretimizin bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ediyorum.