Bizimle fikren yakın toplulukların birçoğunun düştüğü bir hata görüyoruz. Bu hata gönüllülük esasına takılı kalmaktır.
Hepimiz Türk genciyiz. Bize sunulan ekonomi şartları belli. Her birimiz maddi kısıtlamaları aşabilmek için çeşitli çözümler geliştiriyoruz; indirimleri takip etmek, ücretsiz imkanları kovalamak ve benzerleri.
Milli bilinç doğrultusunda teşkilatlanmaya kafa yoranlarımız da aynı şartlara maruz kalıyor. Tabii kendi yöntemlerini geliştiriyor; gönüllü destekçiler bulmak, bazı hizmetler için ücret ödememek gibi.
Türkçü faaliyetler için bütçe ayrılmaması veya düşük tutulması gibi hatalar, faaliyetlerin sürdürülebilirliğini düşürür. Gönüllü bir üye, harcadığı emek için para talep etmiyor olabilir. O üyenin kendi hayatında bu emeği vermesi için bazı imkanları vardır. Bir dönem için vakti olup sonradan vakit ayıramamaya başlayabilir, belki işsiz kalabilir veya bu durumlar gerçekleşmeksizin emeğine maddi karşılık beklemeye başlayabilir.
Ben gönüllü bir ekipte iki buçuk yıl geçirdim. Bu süre içinde kimi zaman vakit bulamadım, kimi zaman ekipten ayrıldım, kimi zaman disiplinsizlik ettim. Ancak bir ekiptik ve birbirimizin yokluğunu telafi ediyorduk. Hayat insanları her zaman denk getirmiyor, hepimizin birden çeşitli sebeplerden dolayı meşgul olduğu dönemler de oldu. Böyle zamanlarda tıkanıklıklar gerçekleşiyordu.
Gönüllülük başlangıç için çok iyidir. Neticede en büyük sermaye emektir ve emeğini adamış insanlarla belli bir noktaya ulaşabilirsiniz. Sonrasında ihtiyacınız olan şey ise sürdürülebilirliktir. Gönüllülükle bunu başarmak kolay değildir.
Hem gönüllü olup hem de emeğinizin maddi karşılığını alıyorsanız bu durum "sevdiği işi yapmak" olarak tanımlanır. İnsanın hayat kalitesini, mutluluğunu yükseltir. Mutlu ekip arkadaşlarınız da olursa, hep beraber ortaya çıkardığınız sonuç hizmet ettiğiniz fikre çok daha başarılı olabilir.
Bizim gibi toplulukların böyle bir ekonomide ilk çözmesi gereken sorun bütçe ihtiyacıdır. Bunun için çeşitli seçenekler var; reklamlar, sponsorluklar, bağışçılar, fon kaynakları gibi. Bizim elimizdeki imkanlar işletme kurarak bu sorunu çözmemize olanak sağladı. Her topluluğun imkanı ve ihtiyaç duyduğu miktar farklıdır. Bütçe ihtiyacı mutlaka bir yolu bulunup giderilmelidir. Gönüllülüğe bel bağlamak bizi pek de ileriye götüremez.
Hepimiz Türk genciyiz. Bize sunulan ekonomi şartları belli. Her birimiz maddi kısıtlamaları aşabilmek için çeşitli çözümler geliştiriyoruz; indirimleri takip etmek, ücretsiz imkanları kovalamak ve benzerleri.
Milli bilinç doğrultusunda teşkilatlanmaya kafa yoranlarımız da aynı şartlara maruz kalıyor. Tabii kendi yöntemlerini geliştiriyor; gönüllü destekçiler bulmak, bazı hizmetler için ücret ödememek gibi.
Türkçü faaliyetler için bütçe ayrılmaması veya düşük tutulması gibi hatalar, faaliyetlerin sürdürülebilirliğini düşürür. Gönüllü bir üye, harcadığı emek için para talep etmiyor olabilir. O üyenin kendi hayatında bu emeği vermesi için bazı imkanları vardır. Bir dönem için vakti olup sonradan vakit ayıramamaya başlayabilir, belki işsiz kalabilir veya bu durumlar gerçekleşmeksizin emeğine maddi karşılık beklemeye başlayabilir.
Ben gönüllü bir ekipte iki buçuk yıl geçirdim. Bu süre içinde kimi zaman vakit bulamadım, kimi zaman ekipten ayrıldım, kimi zaman disiplinsizlik ettim. Ancak bir ekiptik ve birbirimizin yokluğunu telafi ediyorduk. Hayat insanları her zaman denk getirmiyor, hepimizin birden çeşitli sebeplerden dolayı meşgul olduğu dönemler de oldu. Böyle zamanlarda tıkanıklıklar gerçekleşiyordu.
Gönüllülük başlangıç için çok iyidir. Neticede en büyük sermaye emektir ve emeğini adamış insanlarla belli bir noktaya ulaşabilirsiniz. Sonrasında ihtiyacınız olan şey ise sürdürülebilirliktir. Gönüllülükle bunu başarmak kolay değildir.
Hem gönüllü olup hem de emeğinizin maddi karşılığını alıyorsanız bu durum "sevdiği işi yapmak" olarak tanımlanır. İnsanın hayat kalitesini, mutluluğunu yükseltir. Mutlu ekip arkadaşlarınız da olursa, hep beraber ortaya çıkardığınız sonuç hizmet ettiğiniz fikre çok daha başarılı olabilir.
Bizim gibi toplulukların böyle bir ekonomide ilk çözmesi gereken sorun bütçe ihtiyacıdır. Bunun için çeşitli seçenekler var; reklamlar, sponsorluklar, bağışçılar, fon kaynakları gibi. Bizim elimizdeki imkanlar işletme kurarak bu sorunu çözmemize olanak sağladı. Her topluluğun imkanı ve ihtiyaç duyduğu miktar farklıdır. Bütçe ihtiyacı mutlaka bir yolu bulunup giderilmelidir. Gönüllülüğe bel bağlamak bizi pek de ileriye götüremez.
Evet, bizi Filistin'de yahudilerin hıyaneti, hezimete uğrattı. Bunu artık gizlemeye dahi lüzum görmüyorlar. Bu yetmiyormuş gibi, dünyanın en uzak köşelerindeki gazetelerine kadar bizi tahkir ediyorlar.
Bütün bunlara rağmen biz onlarla ne yazık ki dostuz. İğneli fıçı vakalarına taş çıkaran bir merhametsizlikle şehit düşürdükleri on binlerce Anadolu çocuğunun mezarı üzerinde hıyanet, zulüm ve göz yaşıyla devlet kurmuş olan bu insanlara karşı ruhlarımızda nefret duymak şöyle olsun Filistin harekâtında sadece bir harp kaçağı olan haysiyetsiz kalemler bu casuslara olan hayranlıklarını ifade için aylarca yazı yazmışlardır. Onlar yahudi gazetesinin savurduğu küfür, yahudi neşriyatının kustuğu ifşaattan da utanmazlar. "Esasen hitabımız onlara değil. Millî şuuradır."
Cevat Rıfat Atilhan - İğneli Fıçı S- 70.
Bütün bunlara rağmen biz onlarla ne yazık ki dostuz. İğneli fıçı vakalarına taş çıkaran bir merhametsizlikle şehit düşürdükleri on binlerce Anadolu çocuğunun mezarı üzerinde hıyanet, zulüm ve göz yaşıyla devlet kurmuş olan bu insanlara karşı ruhlarımızda nefret duymak şöyle olsun Filistin harekâtında sadece bir harp kaçağı olan haysiyetsiz kalemler bu casuslara olan hayranlıklarını ifade için aylarca yazı yazmışlardır. Onlar yahudi gazetesinin savurduğu küfür, yahudi neşriyatının kustuğu ifşaattan da utanmazlar. "Esasen hitabımız onlara değil. Millî şuuradır."
Cevat Rıfat Atilhan - İğneli Fıçı S- 70.
«SİYON HÜKÜMASININ PROTOKOLLERİ!»
5 — Ahlâk ve kutsallarını çürüttüğümüz milletlere öyle bir istikamet vermeliyiz ki orada yaşamak ancak namussuzluk, hırsızlık ve yankesicilik sayesinde mümkün olabilsin. Her türlü ahlâksızlık ve adaletsizlik hoş görülsün. Ahlâk ve fazilet; sadece arzu edilen prensiplerle değil, ceza ve kanun kuvvetiyle ayakta durabilir.. Vatan aşkı da kozmopolit, uluslararasıcı politikalarda boğulabilir. Böylece onları sözde bir hürriyet ve demokrasi deryasında koyu istibdat denizinde boğmalıyız.
5 — Ahlâk ve kutsallarını çürüttüğümüz milletlere öyle bir istikamet vermeliyiz ki orada yaşamak ancak namussuzluk, hırsızlık ve yankesicilik sayesinde mümkün olabilsin. Her türlü ahlâksızlık ve adaletsizlik hoş görülsün. Ahlâk ve fazilet; sadece arzu edilen prensiplerle değil, ceza ve kanun kuvvetiyle ayakta durabilir.. Vatan aşkı da kozmopolit, uluslararasıcı politikalarda boğulabilir. Böylece onları sözde bir hürriyet ve demokrasi deryasında koyu istibdat denizinde boğmalıyız.
Son yaşadımız olaylara sebebiyet veren olaylar bu yazıda mevcuttur görmek isteyene her şey ortadadır.
Son yaşanan olaylarda görüyoruz ki Adolf Hitler'in ve Atilhan'ın onayladığı şekilde aklı selim olmayan genetiği bozuk olan insanların tecrit edilmesi zaruri bir durummuş zira bu 2 insan ve onlar gibi olan liderler Halkın temizliğini ve huzurunu sahte insan haklarından daha çok önemsiyorlar.
İlber Ortaylı konuşmasında, “Haleva, bilginlerin ve cemaat liderleri listesinde yer almıştır. O listenin içinde çok parlak insanlar vardır. Memleketimizin ve milletimizin umumi felaketleri altında daima ana kuvvetle beraber olan ve Türk vatanını savunmak için birlikte çalışan, bunu hiçbir zaman ihmal etmeyen büyük liderler vardır.
Hayat sandığınız kadar kolay değildir. Sık sık ümitsizlik ve o ümitsizlikten gelme karamsar söylentiler artabilir. Bir cemaatin liderlerinin özellikle din alimlerinin böyle zamanlarda insanları teselli etmeleri, doğru yolu göstermeleri çok mühimdir. Haleva, bunu başaran önemli liderlerdendir. Herkes onu biliyor ve üzülüyor. Sevenleri çoktu. Bu bir bağdır. İnsanlar doğar, yaşar ve ölür. Fakat ebediyete geçerken arkasında bıraktığı dostluk ve cemaatine öğrettikleri çok mühimdir. Nadir insanlardandır. Hiçbir zaman unutmayacağız. Mekânı cennet olsun” ifadelerine yer verdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü hahambaşısı Rav İsak Haleva 14 Ocak'ta 85 yaşında vefat etmişti
https://www.salom.com.tr/haber/136940/ilber-ortaylidan-rav-isak-halevanin-30-gun-duasinda-konusma
Hayat sandığınız kadar kolay değildir. Sık sık ümitsizlik ve o ümitsizlikten gelme karamsar söylentiler artabilir. Bir cemaatin liderlerinin özellikle din alimlerinin böyle zamanlarda insanları teselli etmeleri, doğru yolu göstermeleri çok mühimdir. Haleva, bunu başaran önemli liderlerdendir. Herkes onu biliyor ve üzülüyor. Sevenleri çoktu. Bu bir bağdır. İnsanlar doğar, yaşar ve ölür. Fakat ebediyete geçerken arkasında bıraktığı dostluk ve cemaatine öğrettikleri çok mühimdir. Nadir insanlardandır. Hiçbir zaman unutmayacağız. Mekânı cennet olsun” ifadelerine yer verdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü hahambaşısı Rav İsak Haleva 14 Ocak'ta 85 yaşında vefat etmişti
https://www.salom.com.tr/haber/136940/ilber-ortaylidan-rav-isak-halevanin-30-gun-duasinda-konusma
Cevat Rıfat Atilhan'ın yüzüne söylenemeyip arkasından atılan yahudi olduğuna dair iftiralar.
Bu olay her yahudi düşmanının başına gelir sadece yahudi değil neye düşmansa yıllar sonra o oluyor örnek kürt düşmanıysa kürt oluyor ermeni düşmanı olan ermeni oluyor vs. vs. neyse konumuza dönelim.
Atilhan‘ın, etnik kökeni üzerine farklı görüşler öne sürülmüştür. İlber Ortaylı, Atilhan‘ın oğlu ünlü senarist Bülent Oran‘ın ölümü üzerine kaleme aldığı bir yazıda, Oran‘ın, Nâzım Hikmet ve Oktay Rifat‘la aynı soydan geldiğini ve soyunun 1849‘da Osmanlı‘ya sığınarak Mustafa Celaleddin Paşa adını alan Polonyalı devrimci Kont Borzecsky‘ye dayandığını belirtmiştir. Yazar Abdürrahman Dilipak da, Mahmut Çetin‘in Boğaz‟daki Aşiret kitabına dayandırdığı iddiasında, Atilhan‘ın, Nâzım Hikmet ve Mehmet Ali Aybar‘la aynı soydan geldiğini ve çokça eleştirdiği Sabatayistlerden biri olduğunu iddia etmiştir.
Fakat gelelim gerçeklere; Atilhan‘ın dedesi, Kont Borzecsky olmayıp, 19.yüzyılda Osmanlı‘ya sığınan ve Hurşit Paşa adını alan bir Macar göçmenidir. Atilhan, kendini 1500 yıllık bir Hun Türkünün torunu diye tanımlayarak etnik kökeninin Macar Türklerine dayandığına vurgu yapmıştır.
Peki bu iddialar nereden çıktı? Atilhan‘ın ağabeyi Samih Rifat‘ın oğlu olan Oktay Rifat‘ın Nâzım Hikmetle olan yakınlığı, annesi Münevver Hanım‘ın Nâzım Hikmet‘in annesi Ayşe Celile Hanım‘la kardeş olmasından ibarettir. Münevver Hanım‘la Ayşe Celile Hanım, Polonez Mustafa Celaleddin Paşa'nın (Kont Borzecsky) oğlu Hasan Enver Paşa‘nın kızlarıdır. Nâzım Hikmet‘le Mehmet Ali Aybar, kardeş torunları olup, Nâzım‘ın anneannesi ile Aybar‘ın babaannesi kardeştir. Atilhan‘ın, ne Nâzım Hikmet‘le ne de Mehmet Ali Aybar‘la kan bağına dayalı bir akrabalığı söz konusu değildir.
Fakat 1-2 bilgili kitap yazıp kendini milletin gözünde yükselten 1-2 şahsiyet kaynaksız yazılarla halk zaten sorgulamaz deyip iftira atmaktan başka bir şey yapmıyor (örnek İlber Bey).
Bu olay her yahudi düşmanının başına gelir sadece yahudi değil neye düşmansa yıllar sonra o oluyor örnek kürt düşmanıysa kürt oluyor ermeni düşmanı olan ermeni oluyor vs. vs. neyse konumuza dönelim.
Atilhan‘ın, etnik kökeni üzerine farklı görüşler öne sürülmüştür. İlber Ortaylı, Atilhan‘ın oğlu ünlü senarist Bülent Oran‘ın ölümü üzerine kaleme aldığı bir yazıda, Oran‘ın, Nâzım Hikmet ve Oktay Rifat‘la aynı soydan geldiğini ve soyunun 1849‘da Osmanlı‘ya sığınarak Mustafa Celaleddin Paşa adını alan Polonyalı devrimci Kont Borzecsky‘ye dayandığını belirtmiştir. Yazar Abdürrahman Dilipak da, Mahmut Çetin‘in Boğaz‟daki Aşiret kitabına dayandırdığı iddiasında, Atilhan‘ın, Nâzım Hikmet ve Mehmet Ali Aybar‘la aynı soydan geldiğini ve çokça eleştirdiği Sabatayistlerden biri olduğunu iddia etmiştir.
Fakat gelelim gerçeklere; Atilhan‘ın dedesi, Kont Borzecsky olmayıp, 19.yüzyılda Osmanlı‘ya sığınan ve Hurşit Paşa adını alan bir Macar göçmenidir. Atilhan, kendini 1500 yıllık bir Hun Türkünün torunu diye tanımlayarak etnik kökeninin Macar Türklerine dayandığına vurgu yapmıştır.
Peki bu iddialar nereden çıktı? Atilhan‘ın ağabeyi Samih Rifat‘ın oğlu olan Oktay Rifat‘ın Nâzım Hikmetle olan yakınlığı, annesi Münevver Hanım‘ın Nâzım Hikmet‘in annesi Ayşe Celile Hanım‘la kardeş olmasından ibarettir. Münevver Hanım‘la Ayşe Celile Hanım, Polonez Mustafa Celaleddin Paşa'nın (Kont Borzecsky) oğlu Hasan Enver Paşa‘nın kızlarıdır. Nâzım Hikmet‘le Mehmet Ali Aybar, kardeş torunları olup, Nâzım‘ın anneannesi ile Aybar‘ın babaannesi kardeştir. Atilhan‘ın, ne Nâzım Hikmet‘le ne de Mehmet Ali Aybar‘la kan bağına dayalı bir akrabalığı söz konusu değildir.
Fakat 1-2 bilgili kitap yazıp kendini milletin gözünde yükselten 1-2 şahsiyet kaynaksız yazılarla halk zaten sorgulamaz deyip iftira atmaktan başka bir şey yapmıyor (örnek İlber Bey).
Son yaşanan olaylara karşı tepkimiz görüşümüz?
Daha önce yazdığımız demokrasi ve cumhuriyet yazımızda belirttiğimiz gibi gelen 5 yıl sonra gideceğini bildiği için ne kadar çalarsam o kadar iyi benim için der şimdi hırsız İmamoğlu kendi yandaşlarıyla iyi paylaşamadığı için paraları kendi yandaşları onu sattı belgeleri savcılığa verdiler bizim aptal düşünce organı olmayan kamalist topluluğu da hukumeti darbe yapmakla suçluyor ulan hükumet zaten çöp sizin kendinizi göstermeniz gerekirken kendi icinizde yolsuzluk yapanları bulup uzaklaştırıp halka göstermek varken siz yolsuzluk kralını alıyorsunuz cumhurbaşkanı adayı yapıyorsunuz bizim aptal Türkçü ve kemalistlerde sokağa çıkıp bu hırsızı savunuyor ama kimse demiyor ki yav bu adam hırsız bununla 100 200 kişi daha var neden kendi içinizde engel olmadınız sokağa çıkanlar ya kabul etmek istemiyor yada çalan olsa bile bizden biri çalsın diyor sırf bir insan chp üyesi diye maaş alır mı? işte İstanbulda alıyor.
Daha önce yazdığımız demokrasi ve cumhuriyet yazımızda belirttiğimiz gibi gelen 5 yıl sonra gideceğini bildiği için ne kadar çalarsam o kadar iyi benim için der şimdi hırsız İmamoğlu kendi yandaşlarıyla iyi paylaşamadığı için paraları kendi yandaşları onu sattı belgeleri savcılığa verdiler bizim aptal düşünce organı olmayan kamalist topluluğu da hukumeti darbe yapmakla suçluyor ulan hükumet zaten çöp sizin kendinizi göstermeniz gerekirken kendi icinizde yolsuzluk yapanları bulup uzaklaştırıp halka göstermek varken siz yolsuzluk kralını alıyorsunuz cumhurbaşkanı adayı yapıyorsunuz bizim aptal Türkçü ve kemalistlerde sokağa çıkıp bu hırsızı savunuyor ama kimse demiyor ki yav bu adam hırsız bununla 100 200 kişi daha var neden kendi içinizde engel olmadınız sokağa çıkanlar ya kabul etmek istemiyor yada çalan olsa bile bizden biri çalsın diyor sırf bir insan chp üyesi diye maaş alır mı? işte İstanbulda alıyor.
Türk Aydınlanması
Arkadaşlar sanırsam telegrama hediye mantığı gelmiş burayı pek takip edemediğimizden dikkat edemiyoruz böyle hediye göndermenize gerek yok ne kadara tekabul ediyor bilmiyorum ama yinede gönderen arkadaşa teşekkür ederim ibanını bana iletirse geri dönmek isterim.
Hediye gelmesini engellemeyi bilen arkadaşlar var mı?
Forwarded from Türk Aydınlanması
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
Meclis denilen yere ve demokrasi denen yönetim biçimine neden karşı olduğumuzun video hali. Milletvekilleri ülkeye hizmet etmez kalacakları dönem boyunca ceplerini doldurmayı isterler sadece milletvekilleri değil ülkeye lider olacak insan içinde bu geçerlidir Lider veya milletvekili olacak şahsiyetler "ben zaten 4-5 yıl sonra gideceğim o yüzden millete hizmet etmek yerine cebimi doldurayım" der ama o baştaki adam "evet bu ülke benim, ülkem ve milletime liderlik ediyorum" derse ancak bu ülke düzelir ama ne lider bunu der ne milletvekili, o yüzden kanalın tavsiyesi NEREDEYSE hiçbir zaman demokrasi yoluyla gelecek şahsiyetlere güvenmeyin.
Forwarded from Türk Aydınlanması (Hil Sa)
Son yaşanan olaylara karşı tepkimiz görüşümüz?
Daha önce yazdığımız demokrasi ve cumhuriyet yazımızda belirttiğimiz gibi gelen 5 yıl sonra gideceğini bildiği için ne kadar çalarsam o kadar iyi benim için der şimdi hırsız İmamoğlu kendi yandaşlarıyla iyi paylaşamadığı için paraları kendi yandaşları onu sattı belgeleri savcılığa verdiler bizim aptal düşünce organı olmayan kamalist topluluğu da hukumeti darbe yapmakla suçluyor ulan hükumet zaten çöp sizin kendinizi göstermeniz gerekirken kendi icinizde yolsuzluk yapanları bulup uzaklaştırıp halka göstermek varken siz yolsuzluk kralını alıyorsunuz cumhurbaşkanı adayı yapıyorsunuz bizim aptal Türkçü ve kemalistlerde sokağa çıkıp bu hırsızı savunuyor ama kimse demiyor ki yav bu adam hırsız bununla 100 200 kişi daha var neden kendi içinizde engel olmadınız sokağa çıkanlar ya kabul etmek istemiyor yada çalan olsa bile bizden biri çalsın diyor sırf bir insan chp üyesi diye maaş alır mı? işte İstanbulda alıyor.
Daha önce yazdığımız demokrasi ve cumhuriyet yazımızda belirttiğimiz gibi gelen 5 yıl sonra gideceğini bildiği için ne kadar çalarsam o kadar iyi benim için der şimdi hırsız İmamoğlu kendi yandaşlarıyla iyi paylaşamadığı için paraları kendi yandaşları onu sattı belgeleri savcılığa verdiler bizim aptal düşünce organı olmayan kamalist topluluğu da hukumeti darbe yapmakla suçluyor ulan hükumet zaten çöp sizin kendinizi göstermeniz gerekirken kendi icinizde yolsuzluk yapanları bulup uzaklaştırıp halka göstermek varken siz yolsuzluk kralını alıyorsunuz cumhurbaşkanı adayı yapıyorsunuz bizim aptal Türkçü ve kemalistlerde sokağa çıkıp bu hırsızı savunuyor ama kimse demiyor ki yav bu adam hırsız bununla 100 200 kişi daha var neden kendi içinizde engel olmadınız sokağa çıkanlar ya kabul etmek istemiyor yada çalan olsa bile bizden biri çalsın diyor sırf bir insan chp üyesi diye maaş alır mı? işte İstanbulda alıyor.
"Son yaşanan olaylarla birlikte bu sözlerin doğruluğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Türk milleti ameleliğe devam etsin; yöneticileriyle, muhalefet liderleri birlikte çalmaya, halkı sömürmeye devam etsin. Atalarından miras kalan alışkanlıklar da sürüyor: Kendilerine muhalif olanı susturmak, ortadan kaldırmak ve ceplerini doldurmak."
Herkese hayırlı geceler dostlar.
Bazılarınızın aklındaki soruya cevap vermek artık bir borç oldu:
Evet, kanala bir süredir yazı gelmiyor.
Sebebini merak edenler için açıklayayım. Emir’i tanıyanlar zaten bilir; oluşumun lideridir. Kendisi değil ama çok sevdiği biri bir süredir ciddi bir sağlık sorunuyla uğraşıyordu. Detaylarını söylemek bana düşmez fakat hamd olsun tedavi süreci tamamlandı ve taburcu oldular.
Emir eve döndüğünde ise farklı bir sorun ortaya çıktı hesabı kapatılmıştı. Yeni hesap açacağını düşünsem de bunu yapmadı. Bir süredir tamamen şirket işleriyle meşgul; başını işten kaldıracak vakti neredeyse yok.
Bu süreçte “şu olacak, bu olacak” demem doğru olmaz çünkü Emir bana net bir plan söylemedi. Sadece işlerini büyüttüğünü biliyorum. Hatta özel bir kütüphane kurdu; bizim düşünce ve ideolojimizle ilgili her dilde kitap toplamaya çalışıyor. En son baktığımda 1000’den fazla kitap vardı.
Bu nedenle gelecekte ne olur, açıkçası ben de bilmiyorum.
Aranızda sorusu olan, merak ettiği veya iletmek istediği bir konu olan varsa Emir’e iletirim; eğer bildiğim bir şeyse direkt cevaplarım.
Bunun dışında elimden gelen başka bir şey yok.
Bazılarınızın aklındaki soruya cevap vermek artık bir borç oldu:
Evet, kanala bir süredir yazı gelmiyor.
Sebebini merak edenler için açıklayayım. Emir’i tanıyanlar zaten bilir; oluşumun lideridir. Kendisi değil ama çok sevdiği biri bir süredir ciddi bir sağlık sorunuyla uğraşıyordu. Detaylarını söylemek bana düşmez fakat hamd olsun tedavi süreci tamamlandı ve taburcu oldular.
Emir eve döndüğünde ise farklı bir sorun ortaya çıktı hesabı kapatılmıştı. Yeni hesap açacağını düşünsem de bunu yapmadı. Bir süredir tamamen şirket işleriyle meşgul; başını işten kaldıracak vakti neredeyse yok.
Bu süreçte “şu olacak, bu olacak” demem doğru olmaz çünkü Emir bana net bir plan söylemedi. Sadece işlerini büyüttüğünü biliyorum. Hatta özel bir kütüphane kurdu; bizim düşünce ve ideolojimizle ilgili her dilde kitap toplamaya çalışıyor. En son baktığımda 1000’den fazla kitap vardı.
Bu nedenle gelecekte ne olur, açıkçası ben de bilmiyorum.
Aranızda sorusu olan, merak ettiği veya iletmek istediği bir konu olan varsa Emir’e iletirim; eğer bildiğim bir şeyse direkt cevaplarım.
Bunun dışında elimden gelen başka bir şey yok.